İçeriğe geç

Muamelatta aslolan nedir ?

Muamelatta Aslolan Nedir?

Olivapizza ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “Muamelatta aslolan nedir” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.

Kayseri’de sonbahar başka oluyor. Özellikle akşam saatlerinde… Hava serinliyor ama insanın içindeki düşünceler daha da ağırlaşıyor. O gün de öyleydi işte. Cumhuriyet Meydanı’ndan eve doğru yürüyordum. Kulaklığım kulağımdaydı ama müzik dinlemiyordum. İnsan bazen sadece kalabalığın sesini duymak istiyor. Ayakkabı sesleri, uzaktan gelen minibüs frenleri, bir çay ocağından yükselen kaşık tınıları… Hayatın sesi gibi.

Telefonum titredi. Ekranda eski arkadaşım Burak’ın adı vardı. Aylar sonra ilk kez arıyordu. Açtım ama sesi garip geldi. Sanki uzun zamandır içinde tuttuğu bir şeyi söylemek için cesaret toplamış gibiydi.

“Müsait misin?” dedi.

“Yürüyorum sadece.”

“Bir çay içelim mi?”

O an içimde anlamsız bir huzursuzluk oluştu. Bazı insanların sesi bile geçmişi hatırlatıyor. Burak öyleydi benim için. Üniversitede aynı evde kalmıştık. Aynı sofraya oturmuş, aynı hayalleri konuşmuştuk. Ama sonra hayat araya başka şeyler koymuştu. Özellikle para meseleleri… İnsan dostluğu her şeyden üstün sanıyor ama iş muameleye gelince işler değişiyor.

İnsan En Çok Güvendiği Yerden Yoruluyor

Bir saat sonra Hunat’ın arka tarafındaki küçük çaycıda buluştuk. Burak eskisi gibi gülümsemeye çalışıyordu ama gözleri yorgundu. Ben de rahat değildim açıkçası. Çünkü onunla son konuşmamız kötü bitmişti.

İki yıl önceydi. Bana acil borç istemişti. O zamanlar biriktirdiğim azıcık param vardı. Düşünmeden vermiştim. Çünkü dostluk dediğin şey biraz da zor zamanda yanında olmak değil mi?

Ama sonra aylar geçti. Telefonlar azaldı. Mesajlar cevapsız kaldı. Ve en kötüsü… İnsan kendini kullanılmış hissediyor.

O gün çayı karıştırırken ellerime baktım. İçimde hâlâ kırgınlık vardı. Bunu inkâr edemem. Ben günlük tutan biriyim. Duygularımı bastıramıyorum zaten. O dönem defterime şunu yazmıştım:

“İnsan bazen verdiği paraya değil, verdiği değerin karşılıksız kalmasına üzülüyor.”

Burak bir süre sustu. Sonra derin nefes aldı.

“Sana haksızlık ettim.” dedi.

Bu cümleyi uzun zamandır bekliyordum ama duyunca rahatlamadım. Garip değil mi? İnsan bazen özrü bile geç kalmış hissediyor.

Muamelatta Aslolan Nedir?

Masada sessizlik vardı. Çaycı televizyonun sesini açmıştı. Bir tartışma programında biri sürekli bağırıyordu. Ama bizim masadaki sessizlik ondan daha gürültülüydü.

Burak aniden şunu söyledi:

“Geçenlerde bir hocanın konuşmasını dinledim. Muamelatta aslolan nedir biliyor musun dedi. Güvendir dedi. İnsan karşısındakini kandırmıyorsa, hakkını yemiyorsa, verdiği sözü tutuyorsa orada bereket vardır dedi.”

Başımı kaldırıp ona baktım.

Çünkü tam da kırıldığım yer buydu.

Para değildi mesele. Gerçekten değildi. İnsan bazen bir arkadaşına son parasını verir yine üzülmez. Ama yok sayılmak… İşte o insanın içine oturuyor.

O an içimden geçen şeyi bugün bile net hatırlıyorum:

“Keşke insanlar borç alırkenki samimiyetlerini geri öderken de korusa.”

Burak devam etti.

“Utandım seni aramaya. Her geçen gün daha çok utandım.”

İşte bu cümle beni yumuşattı biraz. Çünkü insanın hatasını kabul etmesi kolay değil. Özellikle erkekler arasında… Kimse duygusunu açık açık söylemiyor. Herkes güçlü görünmeye çalışıyor. Ama aslında çoğumuz içten içe kırık insanlarız.

Kayseri Geceleri ve İçimdeki Sessizlik

O gece eve yürürken hava iyice soğumuştu. Kayseri’nin ayazı insanın yüzüne sert vurur. Ama nedense içimde hafif bir rahatlama vardı.

Eve girince montumu sandalyeye attım. Mutfağa geçip çay koydum. Sonra her zamanki gibi günlüğümü açtım.

Ben uzun zamandır şunu fark ediyorum:

Hayatta en büyük meselelerden biri gerçekten muamele.

İnsanlar güzel konuşabiliyor. Dini bilgiler paylaşabiliyor. Sosyal medyada ahlaklı görünmeye çalışabiliyor. Ama iş davranışa gelince gerçek karakter ortaya çıkıyor.

Muamelatta aslolan nedir diye düşündüğümde aklıma hep şu geliyor:

Dürüstlük.

Çünkü güven kaybolunca geriye hiçbir şey kalmıyor.

O gece günlüğüme uzun uzun bunu yazdım. Hatta çocukluğum aklıma geldi. Babam bir esnaftı. Dükkâna gelen müşteriler bazen veresiye alışveriş yapardı. Babam hep şöyle derdi:

“Oğlum insan ticarette para kaybetse toparlar ama güven kaybederse bir daha zor kazanır.”

Küçükken bunu sıradan bir söz sanıyordum. Şimdi büyüdükçe ne kadar ağır bir anlam taşıdığını anlıyorum.

Bir Mesaj Her Şeyi Değiştirebilir

Aradan birkaç hafta geçti. Bir gece işten çıkmış evde uzanıyordum. Telefonuma mesaj geldi.

Burak’tandı.

“Borcu parça parça göndermeye başladım. Hakkını helal et.”

Ekrana uzun süre baktım.

Garip bir duyguydu bu. Çünkü mesele gerçekten para değildi ama yine de sözünü tutması içimde bir şeyi onardı.

İnsan bazen küçük bir davranışla yeniden güvenmeye başlıyor.

Sonra düşündüm… Hayatta ilişkileri ayakta tutan şey tam olarak bu değil mi zaten?

Sözünde durmak.

İnsanların arkasından başka, yüzüne başka konuşmamak.

Zor zamanda kaybolmamak.

Ve en önemlisi… Karşındaki insanın kalbini hafife almamak.

Modern Dünyada Muamele Meselesi

Şimdi etrafıma bakıyorum da herkes çok yorgun. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Kimse kimseyi gerçekten dinlemiyor artık.

Markette kasiyere bağıran insanlar görüyorum.

Trafikte küçücük mesele için kavga edenleri görüyorum.

Arkadaşlıkların bile çıkar ilişkisine döndüğü zamanlardan geçiyoruz.

İşte tam burada insan kendi kendine soruyor:

Muamelatta aslolan nedir?

Bence cevap çok karmaşık değil aslında.

Vicdan.

Çünkü vicdan varsa insan kolay kolay haksızlık yapmıyor. Karşısındakinin canını yakarken rahat olamıyor.

Ben bunu en çok annemde görüyorum. Geçen gün apartmandaki yaşlı komşuya yemek götürdü. Kadın kapıda ağlamaya başladı. Annem döndüğünde gözleri doluydu.

“İnsan bazen sadece hatırlanmak istiyor.” dedi.

İşte bu da muamele aslında.

Bir insanı görmezden gelmemek.

Onu yok saymamak.

Kalbine dokunmak.

Bazı Kırgınlıklar Sessizce İyileşiyor

Bugün dönüp geçmişe baktığımda Burak’a olan öfkemin büyük kısmının geçtiğini hissediyorum. Tamamen unuttum diyemem. İnsan bazı şeyleri unutmuyor. Ama artık içimde eskisi kadar ağır taşımıyorum o duyguyu.

Çünkü şunu anladım:

Hayat boyunca herkes hata yapıyor. Ben de yapıyorum. Bazen istemeden kırıyorum insanları. Bazen yoğunluktan bir mesajı cevapsız bırakıyorum. Bazen kendi derdime gömülüp karşımdakinin sessizliğini fark etmiyorum.

Ama galiba önemli olan şey şu:

Hatanın farkına varmak.

Telafi etmeye çalışmak.

İnsan ilişkilerini tamamen çıkar üzerine kurmamak.

Kayseri’de sıradan bir akşamda başlayan o çay sohbeti bana bunu öğretti. Ve o günden sonra günlüklerime daha sık şu soruyu yazmaya başladım:

“Bugün bir insanın kalbinde nasıl iz bıraktım?”

Çünkü muamelatta aslolan nedir diye düşündüğümde artık tek bir cevap hissediyorum:

İnsan olmak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.muhendisforum.com.tr https://gine.com.tr https://gaca.com.tr Sitemap
vdcasino