Osmanlı Devleti’nde İlk Defa Parlamenter Sisteme Ne Zaman Geçilmiştir?
Osmanlı Devleti’nin tarihine baktığınızda, bir yanda imparatorluk yönetiminin ihtişamı, diğer yanda da zaman zaman yaşanan köklü değişimler dikkat çeker. Bu değişimlerin en önemlilerinden biri, Osmanlı’da parlamenter sisteme geçiştir. Peki, Osmanlı Devleti’nde parlamenter sisteme geçiş ne zaman oldu? İsterseniz, bu soruyu bilimsel bir bakış açısıyla, ama herkesin rahatça anlayabileceği şekilde ele alalım.
Osmanlı Devleti’nde Yönetim: Padişah ve Divan
Osmanlı’da başlangıçta yönetim çok merkezlidir ve tamamen padişahın elindedir. Yani, “ne söylese o olur” tarzı bir yönetim anlayışı hakimdir. Bu tip yönetimlere “mutlak monarşi” denir. Hükümdar, sarayda danışmanlarıyla birlikte kararlar alır, bu kararlar da doğrudan halkı etkiler. Bu sistem, aslında bugünün modern parlamenter sistemlerinden çok uzak, daha merkeziyetçi ve tek adam yönetimli bir modeldir.
Padişah, aynı zamanda “Saltanat” denen mutlak yönetimin temsilcisidir ve Osmanlı’nın ilk dönemlerinde parlamenter bir yapıdan söz etmek mümkün değildir. Ancak zamanla bu yönetim tarzı bazı değişiklikler geçirecektir.
İlk Adım: Tanzimat Fermanı ve Değişim Rüzgarları
Bu büyük değişim rüzgarının ilk kıvılcımları 19. yüzyılda atılmaya başlar. Tanzimat Fermanı, 1839 yılında ilan edilen ve Osmanlı yönetiminde önemli reformların habercisi olan bir belgeydi. Bu ferman, padişahın mutlak yetkilerini kısıtlamak ve halkın haklarını daha fazla güvence altına almak amacı taşıyordu. Fakat burada hala tam anlamıyla bir parlamenter sistemden söz edilemezdi. Çünkü yönetimin merkezi hala padişahtı ve halkın iradesinin etkisi kısıtlıydı.
Ancak Tanzimat’la birlikte Osmanlı’da ilk defa “meclis” fikri belirmeye başlar. Osmanlı’nın ilerleyen yıllarında, özellikle II. Mahmud’un reformlarıyla birlikte, yeni düzenlemeler ve kurumlar kurulmaya başlanır. Yavaş yavaş, halkın da karar alma süreçlerine katılabileceği bir yapı inşa edilmesi gerektiği düşüncesi güçlenir. Buradan sonra, Osmanlı’da değişim daha da hızlanacaktır.
1876: II. Abdülhamid Döneminde Meclis-i Mebusan’ın Kurulması
Osmanlı Devleti’nde parlamenter sisteme geçişin gerçek anlamda başladığı tarih 1876’dır. Bu yıl, II. Abdülhamid’in tahta çıkmasıyla birlikte, Osmanlı İmparatorluğu tarihindeki en önemli siyasi değişimlerden biri yaşanır. II. Abdülhamid, anayasa ve meclis fikrini kabul ederek, Kanun-i Esasi adı verilen ilk Osmanlı anayasasını ilan eder.
Bu anayasa, aslında Osmanlı Devleti’nde bir parlamenter sistemin temellerini atar. Meclis-i Mebusan (parlamento), halkın seçtiği temsilcilerden oluşan bir organ olarak kurulur. Bu meclis, yasama yetkisine sahip olacak ve padişahın kararlarını denetleme görevi üstlenecektir. Yani, artık hükümetin yönetiminde halkın da söz sahibi olabileceği bir sistem öngörülmüştür.
Kanun-i Esasi ile birlikte, Osmanlı’da ilk defa yasama, yürütme ve yargı organları arasında bir ayrım yapılmaya başlanır. Bu da parlamenter sistemin ilk aşamalarından biridir. Tabii, bu dönem her ne kadar parlamenter sistemin temellerini atsa da, II. Abdülhamid’in mutlak yetkileri oldukça fazladır. Yani tam anlamıyla modern bir parlamenter sistemden bahsedemeyiz; ancak bu dönem, parlamenter sisteme giden yolun açılmasına olanak sağlamıştır.
1908: Meşrutiyetin İlanı ve İkinci Meclis-i Mebusan
Osmanlı’da parlamenter sisteme geçişin bir diğer önemli dönüm noktası ise 1908’dir. Bu yıl, II. Meşrutiyet ilan edilir ve Osmanlı’daki parlamenter yapı daha da güçlenir. 1908 Devrimi, halkın daha fazla söz sahibi olacağı, parlamentonun daha güçlü hale geleceği bir dönemin kapılarını aralar. II. Abdülhamid, 1908’de anayasa gereği parlamento seçimlerini yeniden yapmaya zorlanır ve böylece halkın iradesi yeniden devreye girer.
Bu dönemde, halkın seçtiği milletvekilleriyle birlikte Meclis-i Mebusan, yönetimi denetler ve padişahın keyfi uygulamaları sınırlanır. Artık, Osmanlı’da parlamenter sisteme daha yakın bir yapı oluşmuştur. Ancak 1912’de, Balkan Savaşları sonrası meclis tekrar kapatılır ve bu durum, II. Abdülhamid’in tahtı terk etmesine kadar devam eder.
Sonuç: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Geçiş
Sonuç olarak, Osmanlı Devleti’nde parlamenter sisteme geçiş 1876’da Kanun-i Esasi ile başlamış, 1908’de ise halkın iradesinin daha güçlü bir şekilde devreye girdiği II. Meşrutiyet ile devam etmiştir. Ancak her iki dönemde de tam anlamıyla modern bir parlamenter sistemden söz etmek mümkün değildi. Osmanlı’nın son yıllarında, özellikle I. Dünya Savaşı ve ardından gelen Kurtuluş Savaşı sürecinde, parlamenter sistemin temelleri Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte daha da güçlenecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nde tam anlamıyla uygulanacaktır.
Osmanlı’daki parlamenter sistem geçişi, aslında modern Türkiye’nin kurucu temellerini atmış bir dönemin işaretidir. Bu geçiş, sadece bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda halkın daha fazla söz sahibi olacağı, demokrasinin ilk adımlarının atılacağı bir dönemin kapılarını aralamıştır.