İçeriğe geç

Bilmukabele nasıl yazılır TDK ?

Bilmukabele Nasıl Yazılır? TDK’nin Şaşırtıcı Yanıtı Üzerine

İzmir’de yaşayan bir genç olarak, sosyal medyanın etkisinde kalarak harf hatalarını değil de dilin geleceğini şekillendirmeye kafa yormak gerektiğini düşündüm. Gelin, hepimizin dil konusunda hemen her gün karşılaştığı, bazen gülüp geçtiğimiz bazen de ciddi ciddi tartıştığımız “Bilmukabele nasıl yazılır?” sorusuna dalalım. Herkesin doğru bildiği yanlışlar arasında yerini almış bu kelimenin, Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından yazım kılavuzunda nasıl ele alındığını ve neden bazılarımızın bu konuda çelişkili bir şekilde ikiye bölündüğünü inceleyelim. Ve tabii, sonunda kendimize sormamız gereken sorular da var.

Bilmukabele: TDK’ye Göre Doğru Yazım

İlk adımda, yanlış anlamayın ama herkesin ve her şeyin kural kitabı, TDK’nin ne dediğini duymak istiyoruz. Bilmukabele, TDK’ye göre “bil-mu-ka-be-le” diye yazılmalıdır. Ama burada takıldığımız bir şey var: Hepimiz, hatta o kadar çok insan var ki, bu kelimeyi bir şekilde “bil-mukabele” olarak yazmayı tercih ediyoruz. Çünkü Türkçe’de her şeyin her şekilde yazılabileceğini düşünen bir toplumda yaşıyoruz, değil mi? Kimse “neden” diye sorgulamıyor, sadece günlük yaşamın ritmi içinde birbirimizi “bil-mukabele” diye kandırarak ne yazık ki dilin doğru kullanımına büyük bir darbe vuruyoruz.

Peki, TDK neden “bil-mukabele” yazımı üzerinden ısrarcı? Çünkü bu kelime Arapçadan geçmiş bir kelime olup, kelime yapısındaki sesli harflerin doğru biçimde yazılması gerekmektedir. TDK’nin tavrı, Türkçemizi koruma ve arka plandaki doğru biçimi takip etme noktasında fazlasıyla yerinde.

Bilmukabeleyi “Yanlış” Yazmanın Zararı Var mı?

Bir başka açıdan bakıldığında, TDK’nin doğru yazımını uygulamak tek başına toplumsal iletişim açısından ne kadar anlamlı? Bu soruyu kendimize sormamız gerek. Çünkü dil, gelişen ve değişen bir yapıdır. Türkçeyi ve özellikle de “Bilmukabele” gibi Arapça kökenli kelimeleri yanlış yazmamız, aslında dilin dönüşümünü hızlandıran faktörlerden biridir. Evet, belki bu yazım biçimi dilde yozlaşmaya neden olabilir ama “bil-mukabele” demek de, dilin doğal evrimi gereği pek yanlış sayılabilir mi? Arapçadan Türkçeye geçmiş bir kelime olarak, ona özgün anlamını ve formunu kaybettikçe başka bir kimlik mi kazanıyor?

Yanlış yazım noktasında tartışmalar açılabilir, elbette. “Bil-mukabele” gibi bir kelimenin halk arasında kullanılmasının yanlışlık olup olmadığına karar veren aslında TDK değil, dilin içindeki toplumsal dinamiklerdir. Yani TDK ne kadar doğruyu söylese de, dilin halk arasındaki dönüşümü TDK’nin kurallarından çok daha güçlüdür. Bu da bir yana, bir kelimenin doğru yazımı üzerine tartışırken dildeki esneklikleri unutmamak gerek. Yani, kelimelerin halk dilindeki yaşamı da önemli.

Türkçe’nin “Doğru” ve “Yanlış” Yazımına Eleştiri

Dilin statüsünü savunan TDK, bazen halk arasında tutarsızlıklar yaşanmasına neden olabiliyor. Çünkü, dilin kuralları ve halkın kullandığı şekil genellikle birbiriyle uyuşmuyor. Sadece “Bilmukabele” örneği üzerinden gidersek, halkın büyük bir kısmı kelimeyi yanlış yazmasına rağmen, hem konuşma dilinde hem de yazılı dilde bu haliyle sıkça kullanıyor. Dolayısıyla, dilin doğru yazımı üzerine teorik olarak yükseltilen sesler, günlük yaşamda genellikle ikinci plana itiliyor. Ayrıca bir kelimenin doğru yazımı için çok fazla ısrar etmek, dilin gelişim sürecini kösteklemek olabilir. Herkesin istediği gibi yazması ve sözcüklerin halk arasında evrimleşmesi de başka bir bakış açısı.

Peki, Bu Konuyu Daha Fazla Tartışmalı Mıyız?

Bilmukabele gibi bir kelime üzerinden yapılan tartışmalar, aslında toplumumuzun dil bilincinin ne kadar geliştiğini de gösteriyor. Herkes, yazım konusunda biraz daha dikkatli olmalı. Ancak bu, halkın kullanımını kısıtlamak anlamına gelmemeli. Öyleyse, dildeki doğru ve yanlış arasında bir sınır koymak yerine, esneklik gösteren bir dil anlayışını benimsemeli miyiz?

Bilmukabele doğru yazılır mı? Kim bilir! Ama belki de esas önemli olan, dildeki bu gibi meseleleri tartışırken herkesin bir yandan esnek bir tutum benimsemesi, bir yandan da kelimenin anlamını doğru aktarması olmalı. TDK’nin yazım kurallarına ne kadar bağlı kalmak gerekir? Toplumda yaygınlaşan yanlışların etkisi, sadece kelimenin yazılışını değil, iletişimi de etkileyebilir mi?

Sonuçta Ne Yapmalı?

Türk Dil Kurumu ne derse desin, dil de zamanla evrilen, canlı bir varlık gibi bir şey. İnsanlar yanlış yazarlar, söylerler, ama bu yanlışlıklar bazen dilin halk arasında kabul görmesine yol açar. “Bilmukabele” meselesinde de işte bu yaşanıyor. Ancak dildeki doğruları ve yanlışları savunurken biraz daha açık fikirli olmakta fayda var. Bilmukabele’nin doğru yazılışı TDK’ye göre belirli olsa da, dildeki bu gibi tartışmalar, insanların birbirlerini nasıl daha etkili ve doğru bir şekilde anladıkları üzerine düşünmemizi gerektiriyor.

Dilin evrimine ayak uydurmak mı, yoksa kuralları savunarak dilin geleneksel yapısını korumak mı daha doğru? Buna cevap arayarak, belki de dilin bir nevi ne kadar “yaşayan” bir organizma olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino